Avon Ürünleri Hakkında

3/4/2009 · Kategori: alisveris hakkinda

Avon ürünlerine en uygun fiyatlarla www.kirmizisepet.com adlı sitemizden ulaşabilirsiniz. Banka havalesi ve kredi kartı ile alışveriş yapabileceğiniz gibi. Şu an için World kartınıza taksitli kampanyamız bulunmaktadır. En kısa sürede diğer banka kartlarına da taksit yapabileceğiz.

http://www.kirmizisepet.com adresinde avon ürünlerinin yanısıra her marka cep telefonu, bilgisayar, elektronik, outdoor ve bebek ürünlerini binlerce çeşit ve uygun fiyatlarla sitemizdedir.

Tüm banka kartlarına tek çekim, world kartlarınıza taksitle alışveriş imkanı...

www.kirmizisepet.com

Anew Clinical Kırışıklık Bakım Kremi

8/3/2009 · Kategori: cilt bakimi

Tek bir ambalajda iki ürün ! Herhangi bir cerrahi müdahale gerektirmeden göz çevrenizi toparlamanız için geliştirilmiş çift etkili formül. İçinde iki farklı ürün bulunan Anew Clinical Göz Üstü Jeli / Göz Altı Kremi, hem göz altınızın hem de göz kapağınızın görünümünü düzgünleştirir. Hızla emilen formüllü jel tarafı, göz kapağının görünümünü pürüzsüzleştirir, toparlanmaya yardımcı olur ve cildi sıkılaştırır. Krem tarafı ise göz altındaki koyu renk halkaları ve şiş görünümü azaltmaya yardımcı olur. Düzenli olarak kullanıldığında, göz çevresindeki kırışıklıkların görünümünü azaltır. Tüm yaşların kullanımına uygundur. Jel ve krem 10'ar ml'dir. Göz altımızdaki deri, yüzümüzün diğer kısımlarından çok daha hassastır ve özel bir bakıma ihtiyacı vardır. Anew Clinical Eye Lift'te
yer alan Göz Altı Kremi, içeriğindeki Derma-Refine Technology sayesinde hücresel metabolizmayı
hızlandırmaya yardım eder. Göz altındaki torbaların ve koyu renk halkaların görünümünü azaltır.



Kullanımı: Jeli üst göz kapağına ve kaş kemiği bölgesine, kremi ise kaz ayağı bölgesi ve göz altı çukuru dahil olmak üzere göz altı bölgesine günde iki kez uygulayınız.

İlerleyen yaşlarınızda pişman olmamak için cilt sağlığınıza zamanında gereken özeni gösterin. Bu ürünümüz ve diğer çeşitli kategorilerde yer alan ürünlerimiz için www.kirmizisepet.com ziyaretlerinizi bekleriz.

Ürünümüze ulaşmak için
tıklayınız.

Avon ürünleri sitemizde...

6/3/2009 · Kategori: parfum





Avon kataloglarında yer alan tüm ürünler artık www.kirmizisepet.com adlı sitemizde. Haftanın belli günlerinde stoklarımızla sınırlı fırsat ürünleri sunacağız. Bizi takip etmeye devam edin.

Avon ürünlerine artık peşin ödeme yapmak yerine kredi kartlı alışveriş yaparak ulaşabileceksiniz. Sitemizde çok yakında çeşitli banka kartları ile taksitli alışverişlerde yapılabilecektir.

Kriz günlerinde kendinize evden yapabilecek bir iş arıyorsanız. Karlı bir iş olarak size avon temsilciliği önerebiliriz. info@kirmizisepet.com adresimize mail attığınız takdirde size gerekli bilgileri ulaştırırız.

İyi alışverişler dileriz.

Cilt uzmanı Agop Kotogyan

17/8/2008 · Kategori: saglik

Cilt uzmanı Agop Kotogyan'dan bahsetmek istedim yazımda. Adresi ve telefonu değişmiş. İnternet üzerinde muayene adresi ve telefonu var ama son adresi :

 

Prof.Dr. Agop Kotogyan

Halaskargazi Caddesi Koket Apt. N.263 K.4 D.9 Osmanbey İSTANBUL

Tel : 0.212.219 16 56 - 219 16 57


Ulaşmak isteyenler için umarım yararı olur ve acil şifalar diliyorum.

Bu bilgiyi sizlerle paylaştığımız için mutluyuz. Ziyaretlerinizi bekliyoruz.
www.kirmizisepet.com 
 

 

Birde Agop Bey'in hayat hikayesi ile ilgili bir yazı var. Sizlerle paylaşmak istedim. Birşeylere ulaşmak için ümidinizi hiçbir zaman yitirmeyin. Bu seçim sizin işiniz, eşiniz, mesleğiniz, oturduğunuz yer, arkadaşlarınız yada dostlarınız olabilir. Her zaman başarının sizinle olacağından emin olun.

 

Prof.Dr.Agop Kotogyan'in yasam oykusu ...

Prof. Dr. Agop Kotoğyan yani meşhur 'Cildiyeci Kolsuz Agop', 41 yıl hizmet verdiği İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden geçtiğimiz kasım ayında emekli oldu. Tesadüf bu ya Agop Hoca, bundan tam 66 yıl önce Cerrahpaşa'nın doğum kliniğinde dünyaya gelmişti. Hastane, evlerine 15 dakika yürüyüş mesafesindeydi.

Doğduğu Samatya semtini diğer adı Kocamustafapaşa'yla seven Kotoğyan, 'Doğma büyüme Paşalıyım' diye övünüyor. Agop Hoca, yıllarca hasta baktığı, laboratuvarında göz nuru döktüğü, kimileri şimdi namlı birer profesör olan öğrencileri, vefalı hastaları ve mesai arkadaşlarının katıldığı törenle uğurlandı.

Veda eden aslında azmin, direncin, ölümlerin eşiğinden dönüp hayata sıkı sıkı sarılmanın simgesi, yaşayan bir efsaneydi. 30 yıl önce mesleğinin zirvesine oturmuş, masal kahramanına dönüşmüştü. Hayatının içine girmek zordu. Çünkü gazetecilerden uzak duruyor, doktorların artist olmadığını, bilimsel tebliğler dışında dışarıya seslenmenin reklam olabileceğini savunuyordu. Türkiye'de, cinsel yolla bulaşan hastalıklar kürsüsünü ilk kuran, çeşitli bilim dallarında bölüm başkanlığı yapan, yeni buluşlarla çığır açmış bu doktoru albüm sayfalarımıza alabilmek için günlerce uğraştık. Sonunda hatırını kıramayacağı dostlar araya girdi, bize hayatının kapılarını araladı. İşte gördüklerimiz.

Aslında bu albüm şöyle başlayabilirdi: 'Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde Yozgat'ın Akdağ Madeni İlçesi'nin Terzili Köyü'nde Kirkor adında bir çocuk varmış. Küçük Kirkor, kendi halinde yaşayıp giden yoksul bir ailenin çocuğuymuş.' Ama masalsı hayatın içinde gerçeği kaybetmemek için kronolojik sırayla anlatmayı doğru bulduk.

Agop'un babası Kirkor Kotoğyan, 1911 doğumlu. 1915 yılında, yani Anadolu'daki o büyük kaos döneminde henüz dört yaşındayken babasını kaybetmiş. Köyünü basan çeteler köydeki tüm erkekleri öldürmüş. Küçük Kirkor'u annesi, onu madendeki mağaralara kaçırarak kurtarabilmiş. Sonra da bir yakınlarının yanına sığınmışlar. Olaylar yatışıp saldırılar durunca yanmış, yıkılmış, talan edilmiş köylerine dönebilmişler. 

Kirkor Bey, 25 yaşındayken Yozgat'ın İğdere Köyü'nde yaşayan Makruhi Hanım'la evlenmiş. Aile 1938'de İstanbul'a gelmiş ve Samatya'ya yerleşmiş. Bir yıl sonra da ilk çocukları Agop, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin Cerrahpaşa'daki hastanesinde doğmuş. Dünyaya gözlerini açtığı, ilk görüntüleri, ilk sesleri duyduğu bu hastane ile ömür boyu sürecek kader birliği de böylece başlamış. 

Babası Kirkor Bey, inşaatlarda kalfa olarak çalışır, annesi de Samatya yakınlarında bir fabrikada işçilik yaparmış.

KOLUNU PRES KAPTI

Çok yoksullarmış. Küçük Agop, Samatya Sahakyan Ermeni İlkokulu'na başladığı yıl, babası ona bir ceket almış. Bir bahar günü arkadaşlarıyla Samatya sahilinden denize girip çıkmış ve bir bakmış ki ceketin yerinde yeller esiyor. Anasından bir ton dayak yediği gibi tam üç yıl boyunca da ceketsiz kalmış. 'Bana yeni bir ceket almaları mümkün değildi. Ekmeği karneyle
alıyor, aylarca et ve şeker yüzü görmüyorduk' diye annesinin köteğine hak veriyor şimdi.

Küçük Agop, daha ilkokuldayken işe başlamış. Mezun olduğu yıl bir gümüş atölyesinde çalışıyormuş. Sıcak, çok sıcak bir yaz günü, gümüş kalıpları plaka haline getirmek için kullanılan presin silindiri iş önlüğünün kolunu kapmış. Sonra da elinin tamamı omuzuna kadar presin altında un ufak olmuş. Hastaneye vardığında doktorlar, 'Bu çocuk yaşamaz' demiş. Ameliyat olmuş, günlerce komada kalmış ve bir gün gözlerini açıp hayata yeniden merhaba
demiş. Kaderin cilvesi bu ya, yine Cerrahpaşa Hastanesi'ndeymiş.

O yaz sonunda kendisini tamamen toparlamış ama çevresindekilerin acıyarak bakması kalbini çok kırıyormuş. Bu yüzden kayıt yaptırdığı halde okula gitmeyeceğini söylemiş babasına. Okula gitmemiş ama aldığı ders kitaplarını her gün muntazaman okuyarak kendine göre bir tedrisat yapmış. Okulsuz geçen bu yıl boyunca hep düşünmüş. O küçük ve artık tek kollu bedeniyle bir meslek sahibi olamayacağına karar vermiş. 'Okumalıyım, her ne pahasına
olursa olsun okumalıyım' demiş. Ve dönem başlayınca Kumkapı Bezciyan Ortaokulu'nda eğitime geri dönmüş.

Bütün okul hayatı boyunca, yazları ve hafta sonları çalışmaya devam etmiş. Tahtakale'de işportacılık yapmış. Konfeksiyon atölyelerinde ilik makinelerinde çalışmış. Eve katkı olsun diye çalışırken çok sevdiği kız kardeşleri Hripsima ve Maryam'a da küçük hediyeler almayı ihmal etmezmiş.

FUTBOL YILLARI

Ortaokulda başarılı olmuş ama esas zirveyi Galata Getronogan Lisesi'nde yapmış. Her yıl okul birincisi olmuş, takdirlerle dönmüş evine. Agop Bey, hasta Fenerbahçeli. Tam 26 yıldır Fenerbahçe Kulübü üyesi. Basketbolu çok seviyormuş. Ama tek kollu olduğu için oynayamamış. 'Ben de sahada top koştururum' demiş ve lisede futbola başlamış. Oynayamazsın demişler, aldırmamış. Çok da güzel oynamış. Ve hatta, o devrin ünlü takımı
Samatya Gençler Kulübü'nün kadrosuna girmeyi başarmış.

1957'de İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazanınca doğduğu, yeniden hayata döndüğü Cerrahpaşa Hastanesi'nde bulmuş kendini. Kapısından içeri girdiği ilk gün 'Bir zamanlar beni kurtardı bu hastane, şimdi nöbet sırası bende' diye düşünmüş. Bu dönemde lise öğrencilerine özel dersler vererek okul parasını kazanmaya devam etmiş. Ayrıca, Cerrahpaşa'nın futbol
takımında oynamayı da ihmal etmemiş.

1963'te okul birincisi olarak doktorluk diplomasını almış. Bir yıl Çapa'nın Deri ve Frengi Hastalıkları Kliniği'nde çalışmış. 1964'te Cerrahpaşa'daki Dermatoloji Kürsüsü'nde asistan olarak göreve başlamış. Uzmanlık tezinin başlığı, 'İmpetigo Herpetiformis Vak'aları Üzerinde Klinik ve Biyoşimik Araştırmalar.' Ben başlığından bir şey anlamadım, Agop Hoca açıkladı:
'Uçukla ilgili çok önemli bir çalışmaydı.'

1967'de uzman olmuş. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde başasistan olarak çalışırken üniversite tarafından Ekim 1969'da Almanya'ya gönderilmiş. Dört ayda Almanca'yı öğrenmiş. Hamburg Saar Üniversitesi Dermatoloji Kliniği'nde ünlü dermatolog Prof. Dr. Nödl'ün yanında çalışmaya başlamış. Ayrıca aynı üniversitenin alerji ve histoloji bölümlerinde çalışmış. Kliniklerde gösterdiği başarıdan dolayı, Alman Üniversite Kurulu'nun talebiyle okulda
kalma süresi bir yıl daha uzatılmış.

Dr. Kotoğyan, 1952'de geçirdiği kazadan önce çoğu kişi gibi sağ elini kullanırmış. Onu kaybedince sol eliyle iş görebilmek için çok çalışmış. En büyük zorluğu da üniversitedeyken çekmiş. Tek eliyle tüplerden şırıngaya ilaç çekmeyi, bu ilacı hastaya enjekte etmeyi öğrenmek için geceleri hastanede nöbete kalmış, evde portakallara su şırınga edermiş. Dikiş atmayı
öğrenmek için ise, evde ne kadar sökük ve yırtık varsa dikermiş. İki yıl içinde tüm bu işleri kimseden yardım almadan tek başına yapıyor hale gelmiş.

1972'de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne geri döndükten bir yıl sonra doçentlik sınavını başarıyla vermiş. 1979'da ise, 'Akne Vulgaris Vak'alarında İmmunolojik Araştırmalar' başlıklı teziyle profesör kadrosuna atanmış. Almanca'dan sonra yine kendi çabasıyla, Fransızca ve İngilizce
öğrenmiş. Dünyanın birçok ülkesinde dersler, konferanslar vermiş, nam salmış. Özellikle son iki yılda dışarıdan gelen hasta sayısında büyük bir artış olmuş. Uluslararası tıp dergilerinde yayımlanan makalelerinin sayısı 300'ü aşmış, cilt hastalıkları üzerine iki kitap yazmış.

Suzan Hanım'la 1975'te evlenmiş. Üniversiteden emekli olduğu 21 Kasım 2004 günü yaptığı konuşmada 'İki kişiye teşekkür etmiyorum: Biri beni bu yolun başına kadar getiren anam, diğeri beni şu kürsüye kadar çıkaran eşim Suzan. Teşekkür etmiyorum değil, aslında demiyorum. Çünkü onlara her şeyimi borçluyum' demişti.

YURT SEVGİSİ BUDUR

Birçok ülkenin üniversitesinden teklif almış: Almanya, Fransa, Kanada, Amerika... 'Burada kal, kürsünün başına geç' demişler. O, bunların hepsini elinin tersiyle geri çevirmiş. 'Ermeni olduğun için dedeni, fukara olduğun için kolunu kaybettiğin o ülkede ne işin var' demişler, gülmüş geçmiş. Peki ne düşünmüş? 'Evet doğrudur: Ülkemde çok acı çektim. Sefaletin dibinde yaşadım. Doğrudur: Dedemi, çocukluğumu, kolumu kaybettim. Ama yolumu
kaybetmedim. Bu ülkede yaşayan milyonlarca insandan hiçbir zaman farklı olmadığımı düşündüm. Bu topraklarda yaşayan tüm insanları kardeşim olarak benimsedim. Bir ülkeyi sevmek demek, bu topraklarda geçirdiğin güzel ve iyi günleri sevmek demek değildir. İyi günde ve kötü günde burada olmak, vatanın yanında kalmak demektir yurt sevgisi. Boş başak dik, dolu başak ise eğiktir, derler. Ben hep eğik gezdim şu dünyada. Kibirden nefret ettim. Boş başaklar gibi diklenmedim, caka satmadım, her şeyi biliyorum demedim. Burnumun dikine gitmedim, bilginin ve bilimin ipine sarıldım. İşimi şansa bırakmadım. Çünkü, çok çalıştım ve boşluk bırakmadım.'

DOKTORLUĞA DEVAM

Bu efsane doktor üniversiteye veda ederken şöyle diyordu: '32 yılını öğretim üyesi olarak geçirdiğim, 41 yıl üç ay süren üniversitedeki görevim fiilen sona ermiş bulunuyor. İnsanın hissetttiklerini anlatabilmesi oldukça güç. Ayrılık günü gelip çattığında hiç tanımadığınız bir boşluk hissine kapılıyorsunuz. İlk olarak geçmişin yoğunluğu içerisinde hiç gerçekleşmemiş
olan bir şey gerçekleşiyor: Annesinin kuzusu Agop, gümüşçüde çalışan Agop, futbolcu, asistan, Almanya'da görev yapan, doçentlik sınavındaki Agop, ilk dersini veren, profesör olan Agop kafa kafaya verip 'Şimdi ne olacak' diyorlar. Neden sonra aynı toplantıya emekli Agop gelip de, 'Hey geçmişin kimlikleri; utanmasanız Agop öldü diyeceksiniz. Şimdi, en büyüğünüz
olarak ben, işte buradayım' diyene kadar...' 

Neyse ki Agop Bey tecrübeleriyle şifa dağıtmaya veda etmedi. Osmanbey'deki mimar oğlunun tasarladığı yeni kliniğinde, yine içten, yine mütevazı, çalışmayı sürdürüyor. 

CİĞERİM AGOP, BİLESİN Kİ ANACIĞIN SENİNLE İFTİHAR EDİYOR!

Prof. Dr. Kotoğyan'ın emekli olduğu gün annesi Makruhi Hanım (87) rahatsız olduğu için törene katılamadı. Kız kardeşi ünlü matematik hocası Hripsime Kotoğyan, kürsüye çıktı ve annelerinin gönderdiği mektubu okudu: 'Ciğerim Agop. Baban da okuma yazma bilmez idi, ben de. Sen, okudun. Sen hep okudun ve çok çalıştın can parçam. Biz fukaraydık, senin yaptığın şu çok zor yolculukta yanına yetecek kadar azık koyamadık. Bak, burada da
açıklıyorum, herkes duysun: Oğlum, sana yeterince yardım edemedik ve ben hep üzüldüm
buna. Pek belli etmezdi ama baban da buna çok üzülmüştü. Ama, sen bizim yüzümüzü hiç kara çıkarmadım. Her zorluğun üstesinden geldin. Garip kuşun yuvasını yapan Allah, uçmak istediğini anlayınca sana kanat taktı. Ciğerim Agop, çok çalıştın, çok yoruldun. Sana biraz istirahat et diyeceğim ama biliyorum ki beni dinlemeyeceksin. Şimdi, biraz hastayım ama sen
biliyorsun ki yanındayım. Bilesin ki anacığın seninle iftihar ediyor. Baban da şimdi yukarıdan sana bakıyor ve gülüyordur. Ciğerim benim, senin o kara gözlerinden öpüyorum.'

Evinizdeki fazlalıkları toplarken...

1/7/2008 · Kategori: alisveris hakkinda

www.kirmizisepet.com




Dolaplarınızın, bazalarınızın derli toplu olabilmesi için ihtiyaçlarınıza uygun tek tek alışveriş yapabilirsiniz. Paket alışverişlerinde kullanmayacağınız ürünü almak yerine Kırmızı Sepet - SİS(Sizin İçin Seçti) En uygun fiyatlı ürünler...
 
Karşı koyamayacağınız Vacuum-Seal Store Bag avantajlarından bazıları;
Eşyaların baş düşmanları oksitlenme ve ultraviyole ışınlarının yanısıra kir, küf, böcekler ve sudur.
Oksitlenme renk değişikliğine ve kumaşta varolan herhangi bir lekenin yayılmasına sebep olur.
Böylece eşyalarınız kullanmadığınız halde dolabınızda eskir, yıpranır, kulanılmaz hale gelir!
Space Bag ise oksitlenmeyi inanılmaz ölçüde engeller ve küf sporlarının büyümesini durdurur.
En önemlisi de birçok eşyayı sıkıştırdığı için çok yer kazandırır!
Space Bag’in hacmi içine konulan eşyalara bağlı olarak %78’e kadar küçülebilir. Böylece depolama yeriniz neredeyse iki katına çıkacaktır!
Yorganlar ve montlar, battaniye ve kazaklara oranla daha fazla sıkışacaktır.
Space Bag sistemi üç sofistike teknolojiyi bir araya getirerek hava geçirmez kapanma sistemini yaratır ve torbanın içine hava dolmamasını sağlar. Patentli tek yönlü hava vana sayesinde poşetin içindeki havayı kolayca çıkarabilir ve hacmini küçültebilirsiniz. Ürünümüz vakumlu poşet, çift eksenli polietilen ve naylon katmanlarından oluşmuştur.
Hava ve su bu katmanlardan nüfuz edemez. Bu katmanlar torbaya vakum özelliğini koruyabilmesi için gereken gücü, esnekliği ve dayanıklılığı da sağlarlar. Kesinlikle hava geçirmezdir.
Üstelik evinizdeki herhangi bir elektrik süpürgesini kullanarak bu harika üründen faydalanabilirsiniz.
 
Ürünümüz tamı tamına 4 farklı ebattadır!

Küçük Boy - 45x57 cm
Orta Boy - 60x80 cm
Büyük Boy - 68x90 cm
Jumbo Boy - 74 x 130 cm

Uygun fiyatla ulaşmak için TIKLAYINIZ.

Vacuum-Seal Store Bag;
Size yer kazandırır, vakumludur, su ve hava geçirmez, esnek ve dayanıklı ömürlük bir üründür!

« Önceki |